Çünkü; Kan Sıçramıştı Gömleğine!

Birde savaşın yükünü taşır.. Yorgun, bitkin ama yıkılmaz Çanakkale’m !
İntikamcı bir yüreğin kahrı’nı çeker, bitmez salem..
Truva atında bir sır.. Gözden uzak, mahrem,
Bin şeytan akıl erdiremez! Sen dersin tuzak, ben derim ferman-ı cellat !

Truva atı’nın bir hikayesi vardır bilirsiniz.. Belki de bilmeyenler vardır, ne dersiniz? Anlatmaya değer..

Ege sahillerinde bulunan antik Truva şehrinin kralı olan Priamos’un oğlu Paris, ‘’canıma susadım!’’ dercesine Saparta Kralı Menelaos’un karısı Helen’i Truva’ya kaçırır. Bunu üzerine Menelaos, müttefiklerini de alarak Truva’ya savaş açar.
Truvalılar ise Anadolu’daki diğer güçleri yanlarına alarak savunmaya durumuna geçmişlerdir. Savaş yıllarca sürer.. Ne yazık ki kesin bir sonuç çıkmayınca Akhalılar bir kurnazlık ile bir çözüm yolu üretirler.. Odysseus’un düşünceleri sayesinde tahtadan dev bir at yaparlar. Odysseus ve birçok asker atın gizli alanlarında saklanır, geri kalan ordu iste gözden ırak’tır.
Atın yanında ise tek bir asker bırakılır, oysa bu askerde planın bir parçasıdır..

Truvalılar atı, savaş ganimeti olarak almaya giderler ve atın yanındaki asker, ordunun kaçtığını, kendisinin ise kurban edildiğine inandırır..
Truvalılar tahta atı içeri alırlar, bu sırada zafer eğlenceleri de başlar. İçkinin de etkisiyle iyice zayıf düşen Truva ordusu birden karşısında attan çıkan Savaşçı Akhalılar ile karşılaşır. Eş zamanlı olarak Akhalı ordusu gizlice tekrar Truva kapılarına yanaşmıştır. Attan çıkan askerler onları da içeri alır ve Truvalıları yer ile bir ederler. Helen’i de alıp memleketlerine dönerler ve geride yakıp yıkılmış bir şehir bırakmışlardır.

Kızgındır onlara Çanakkale’m, çok kızgındır! Çünkü; Kan sıçramıştı yine gömleğine! Yine savaş, yine keder..

This entry was posted in Genel and tagged , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *